Sense8 İnceleme (Spoilersız)

1 Eylül 2018 402 0 2

8 kişilik bir ekip kurma hakkınız olsaydı ekibinizde nasıl karakterler olmasını isterdiniz? Her kapıyı açabilen bir gangster, bir dövüş ustası, bir hacker, bir polis, bir kimyager, iyi bir aktör,  ikili ilişkileri iyi olan bir DJ ve araçlardan anlayan iyi bir şoför. Böyle bir ekibiniz olsa hiç fena olmazdı değil mi? Peki ya bütün özelliklere sahip sadece bir karakter yaratmak zorunda olsaydınız ne yapardınız? “Bu imkânsız” dediğinizi duyar gibiyim. İşte Sense8 böyle imkânsız bir olayı mümkün kılarken, bize bunu normal bir olaymış gibi göstermekle kalmayıp aynı zamanda alttan sosyal içerikli mesaj vermeyi başarabilen bir dizidir. Gelin Sense8’i daha yakından tanıyalım.

Sense8, Matrix’ten yakından tanıdığımız Wachowski kardeşlerin yönetmen koltuğunda oturduğu, Netflix’in yapımcılığını üstlendiği bilimkurgu ve dram dizisidir. Diziyi diğer bilimkurgu dizilerinden ayıran en önemli özellik bugüne kadar pek çok bilim kurgu dizisinde vurgulanmayan daha doğrusu vurgulanmaktan kaçılan siyaset, cinsellik, cinsiyet ve din gibi konuları korkusuzca işlemesidir.

Dizinin ilk bölümlerinde, birbirinden ayrı ülkelerde yaşayan 8 farklı karakterin günlük yaşamlarına devam etmeye çalışırken bir yandan da birbirlerine neden ve nasıl bağlı olduklarını anlamaya çalıştıkları gösteriliyor. Zihinsel ve duygusal olarak bağlantılı olan bu insanlar birbirleriyle iletişim kurabilme yeteneklerini keşfederken  siz de onlarla birlikte maceraya ortak oluyorsunuz. Özellikle 4. Bölümde karakterlerimizin 4 Non Blondes’ın  “What’s going on (What’s Up)” şarkısını hep bir ağızdan söyledikleri sahne sadece karakterlerin birbirleriyle değil aynı zamanda izleyicilerle de bir bağ kurmasını sağlıyor.

Karakterlerin artık bir bütün olarak hareket etmeye başladıkları andan itibaren aksiyon sahneleri ayrı bir heyecan kazanmaya başlıyor. Özellikle karakterler arasında hızlı geçişler ve o geçişlerdeki diyaloglar diziyi daha çok sevmemizi sağlıyor. Tabii ki her dizide olduğu gibi Sense8’te de bu tarz olağandışı yetenekli insanlara karşı olan bir organizasyon var.  Bir diziyi&filmi iyi yapan her zaman kötü karakterdir mantığını savunan biri olarak dizinin başından beri whisper(fısıltı) diye korkularak bahsedilen karakterin daha kaliteli işler yapmasını beklerdim. Belki de Sense8’te beni hayal kırıklığına uğratan tek şey bu olabilir.

Yazının başında söylediğim gibi Sense8 bilimkurgu dışında farklı konulara da değinmekten asla kaçınmıyor. Özellikle 1. Sezonda  “eşcinsellik propagandası”  yapıyor diye hakarete varan ağır eleştiriler almıştır. Ancak Wachowski kardeşler, 2. Sezonun başında karakterlerimizin katıldığı Sao Paulo’daki onur yürüyüşle eleştirilere kulak asmadıklarını ve korudukları çizgiden asla şaşmayacaklarını göstermişlerdir. Bu yürüyüş sahneleri gerçek zamanlı Sao Paulo onur yürüyüşünde çekilmiştir. Bu da Sense8’in vermek istedikleri mesajlar da ne kadar ciddi olduklarının göstergesidir.

Peki, belli bir hayran kitlesi oluşmuş ve farklı bir çizgide yürüyen bu dizi neden erkenden bitirildi? Gerçek nedenleri asla bilemesek de Netflix’in bu kararı vermesindeki en büyük etken maddi durumlar olduğu söylentileri ağır basmaktadır. Çünkü yaklaşık 15 farklı ülkede çekilen bir dizinin normal standartlardaki bir diziye göre daha çok bütçeye ihtiyaç duyduğu aşikâr. Bu sektörde konu para kazanmak olunca farklı bir yapıt olmaktan ziyade kar getiren bir iş olup olmadığına bakıldığı herkes tarafından biliniyor. Ancak ani bir kararla 3.sezonun çekilmeyeceğinin duyurulmasıyla Netflix ağır eleştirilere maruz kaldı ve baskılar sonucunda hayranlara özel bir bölüm çekmeye karar verdi. Netflix’i ne kadar diziyi bitirme konusunda eleştirsek de böyle bir diziye finalsiz bir şekilde ekranlara veda etmesine izin vermediği için teşekkür etmek gerekir. Bir yıllık bitmez bilmeyen bir bekleyiş sonucunda 2,5 saatlik bir final bölümüyle hayranların karşısına son kez çıksan sense8, bazı konuların çabucak çözülmesi hayranlarını tam olarak tatmin edemediği fikrindeyim. Zaten dizinin 2. Sezonun bitimiyle bazı konulara açıklık getirmek için dizinin 3.sezona ihtiyaç duyduğu herkes tarafından görülen bir gerçekti. Ama yine de tüm ekibi aynı karede son kez görmek Sense8 hayranlarını mutlu ettiğini düşünüyorum. Özellikle son sahneden sonra çıkan For Fans (Hayranlarımız için) yazısı diziyi sıkı takip edenlerin yüzlerinde hem hüzün hem mutluluk barındıran bir tebessüm oluşmasını sağlamıştır. Müzikleriyle ön plana çıkan sense8 dizisi, final bölümdeki kendi çizgisinden şaşmadığı o cesur son sahnesinde çalan Ludovico Einaudi’nin mutheşem eseri  “Experience” ile ekranlara veda etmiştir.

Eğer diziyi izlemeyi düşünüyorsanız herkesin kendinden bir parça bulacağı bu diziyi ön yargılarınızı bir kenara bırakarak izlemenizi tavsiye ediyorum. Unutmayın, farklı olmak suç değildir. İyi seyirler.

Yazar: Serkan Sağlam

Etiketler: Netflix, Sense8 Kategoriler: İnceleme
paylaş TWEET PIN IT PAYLAŞ paylaş paylaş
Kadir Mutlu

Diziger kurucusu. Celal Bayar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği bölümü mezunu. Yabancı dizileri, filmleri, yazılımı ve futbolu sever.

Benzer Yazılar
Yorum Yaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com