MERLİN Dizi İncelemesi

20 Mart 2018 505 0 1

Dizinin en sevdiğim yanı eski tarihi havayı gerçekten vermesi. Yani fakirlik dolayısıyla yokluk, batıl inançların acizliği, insanların içine kapanık muhafazakarlığı, sosyal sınıflar arasındaki kesin çizgiler… o havayı hissedebiliyorsunuz. Büyük ihtimalle dışarıdan izlediğimiz için bu ayrımları görüyoruz. Günümüzün de sınıfsız yapısı olduğu söylenemez. Ama içinde ilerlediğimizden çizgileri görmek daha zor, pek tabii.


Soylu- halk ayrımı dışında, büyücü- normal ayırımı da yapılmış. Büyücüler bastırılmış, Krallar sert önlemler alıyor. Yine de dizinin samimi havasından bir eksilme yok, Kral da rezil olabiliyor. (bknz: Goblin/Cincücenin Saldırısı, 3. sezon 3. bölüm) Kral da aptalca kararlar verip zaaflarının kurbanı olabiliyor. (bknz: Troll Prenses, 2. sezon 6. bölüm) Merlin, yani bilge bilinen karakter de yaşam mücadeleleri içinde kararsız kalıp, berbat sonuçlar doğuran tercihler yapabiliyor.

 

KARAKTERLER

 

Merlin; büyü yeteneği sayesinde kendine güvenen, her şeyle dalga geçebilecek kadar doğrucu, üzgün zamanlarda güçlü durabilmek için mutlu anlarda eğlenmesini bilen, çalışkan ve gerekeni yapabilecek cesarette biri. Merlin, İngiltere Camelot efsanelerinde; bilge, şifa, umut anlamına gelir. Efsanelerin sorunu bu, mükemmeliyeti tasvir edip yüceleştiriyorlar ancak o noktaya nasıl gelindiği hikayelerini duymuyoruz. Kahramanca savaş hikayelerini ağzımız açık dinlerken; talihsizlikler, içsel kargaşalar, gelecek kaygıları gibi sorunları duymadığımızdan… efsaneleşmiş kişilerin zorlukları ulvi şekilde atlatıp, seçilmiş kişi olduklarından dolayı başarabildiklerini sanıyoruz. Demek istediğim; alakası yok, sabredip azmetmeden kimse, kalıcı bir başarı elde edememiştir. Dizide bu tema çok hoş yakalanmış.

 

En önemlisi, Merlin güçlerini kendini korumak ve yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmek için kullanıyor oluşu. Güzel hisleri, memnuniyeti zorluklar sonucu, emeği ile elde eden insanların ortak özelliği; elde ettikleri iyilikleri etrafı ile paylaşmaya açık oluşları.

Gwen; içinden geleni söyleyip bildiği doğruları cesurca söyleyebilen, söyleyip uygularken de etrafında olup biteni izleyen, kişilere göre nazikleştiren, karşısındaki kim olursa olsun deneyip anlamaya çalışan, sıcak kanlı, karakterine güvenen olgun, işleri gerektiğine akışına bırakabilen biri. Gwen gerçekten anlayışlı bir hatun, kendinizden emin olduktan sonra zorluklarla bir şekilde mücadele edebileceğini biliyorsunuz. Merlin ile Arthur‘un arkadaşlığını anlayıp o da o samimiyetin parçası oluyor. Arthur’un babası ile zor ilişkisinin farkında ve daha sonra pişman olmaması için ikisi ilişkilerini sağlam tutuyor.

Arthur Pendragon; sürekli değişen ve gelişen bir karakter. Bu konuyu netleştirdikten sonra, geçiş evrelerine uygunca özellikleri sıralayayım. Soylu bir prens sıfatı altında, dövüşte en iyi, zeka da en iyi… her şey de birinci gelmek zorunluluğu altında, kendine özerklik kalmayan bir karakter. Dolayısıyla ilk başlarda ukalaca, herkesin duymasını lütfeden, yüksek sesle diyeceğini söyledikten sonra nabız kontrol etmek için etrafına bakınan biri. Bunu es geçersek ilk zamanlarında dahi; hırslı, kendine güvenen, aklına koyduğunu yapabilen, güçlü bir karakterdi.

Zamanla insanları anlamaya, tanımaya başlayıp; bilgece kararlar alabilen, sorumluluk sahibi birine evriliyor tabii. Yönetici yetenekleri, askerleri ile arkadaşça yaklaşımları, patron değil de lider oluşu. Daima savaşma yanlısı olmayan, diplomasiyi deneyen, adamları ile anlaşan ve onları dinleyen biri. Tüm orduyu savaştırmak yerine sadece kendi de dövüşebiliyor, sorumluluklarının farkında ve ünvanı kibrine kapılıp insansı özelliklerinin yitmediğini söyleyebilirim.

Morgana le Fay; bastırılmış bir yaşantı içinde, kendini bulma mücadelesi yaşayan bir hatun. Tabii Gwen‘in arkadaşlığı ve prenseslik imajı nedeniyle ilk başta masumiyet ve saflık emsali. Baskı ve dışlanmışlık korkusu herkeste aynı işlemez. Kimileri düşeceğim daha derin yer kalmadı deyip kalkmaya uğraşma vakti geldiğini düşünür. Kimi de kendini bu sancılar içine sokanlara düşmanlık bilenir ve etrafına saldırarak kendine yer açmaya çalışır. Morgana ikisini de denedi. Tabii sevgiyi anlamayarak, vahşet içinde yetiştiriliş tarzı onun karşı tarafa geçip güçlerini intikam almak için kullanmasına neden oldu.

 

ANAFİKİRLER

 

Merlin-Arthur arkadaşlığı; öncelikle eğlenceli ve samimi bir arkadaşlık olduğunu ve gerçekliğinin özendirici olduğunu söyleyeyim. İlk bölümde; Merlin’in, Arthur‘un prens olduğunu fark etmeyip, aklından geçenleri olduğu gibi prensin yüzüne çarpması ile başlıyor, bu dostluk. Kilo alması, kalın kafalı gibi hareket etmesi, anlayışsız oluşu… gibi Arthur‘un duyması gerekenleri dile getirmeyi sürdürüyor, Merlin. Elbette Arthur‘da Merlin’in; sıska, kassız, bazen ürkek oluşu, kızlar ile arasının iyi olmayışı ile dalga geçmeyi sürdürüyor. Birbirleri ile çok samimi olursalar bu espriler döner, birbirlerine kızsalar yine bu espriler uçuşur.

Merlin’in küfür olmayan ama cuk gediğine oturan sözleri. Söylenecek söz kalmadığında, kızgınlığın üzerimizden gitmesi için küfrederiz, hakaret ederiz. Aslında; hem ne hissettiğimizi aktaran hem de karşıdakine yol gösteren sözler dillendirmek, daha yapıcı. Bir küfür kalp kırıp hakaret etmekten başka işe yaramaz ama zeka parıltısı içeren güzellemeler öyle değil, beklenmedik komikliği ile ortamı daha hızlı yumuşatır.

Arthur‘un mükemmel prens görünüşü ve şanssızlıklar, kafa karışıklıkları, ihanetler barındıran hayatı ile mücadelesi. Herkes zor savaşlar veriyor önemli olan yapıcı şekilde sabretmek yani gerekeni yapabilmek. Bir söz duymuştum: “Her hata yapan insanımı silseydim şimdi yapayalnız kalırdım.” diyor. Dizide Gwen/Guinevere ile Lancelot aşkında korlar daima harlamaya müsait idi, elbette bir büyücünün etkisi altında olsa da Arthur, ikisinin kendisine ihanet ettiklerini sanmıştı. Gerçeği öğrenemedi ama Gwen’i affetti. “Beni bileyecek kadar keskin kişi, tek sensin.” sözünü andırır bu olay, bana. Sevgisi ve bağları, affedebilecek kadar güçlü olması epey etkileyici. Bu olgunlukta bir aşka şahit olduğumu iddia edemeyeceğim o yüzden epey ilginç gelmiştir.

Mordred karakterinin güvene karşı tavırları, güvensizliğe karşı tavırları. Mordred, döneminin nefret eden karakterleri, cadı avının namlusu ucundaki Druid kabilesinde büyüyen bir çocuk. Sevildiğinde ve kendisine inanıldığında üretken, yapıcı ve sadık biri olabildiğini görüyoruz. Ancak güvenilmeyip sürekli lekelendiğinde, kaçacak yeri kalmayıp istemese de savaşmak zorunda kalıyor.

Morgana‘nın ailesi içinde dışlanmış, korkular ile büyümesi sonucu karşı tarafa geçip savaşmaya başlaması. Köşeye sıkıştırılan tavşan saldırır. Sun Tzu; düşmanla ile savaşırken mutlaka onların kaçıp gitmesi için bir yol bırakmak gerektiğini önerir, mesela.

Geleceğin değişken oluşu ve bilinemeyişi. Merlin‘in başına gelen en kötü vakıalardan biri bence kehanetler. Şehri koru, Arthur‘u koru.  Hatta beklentiler altında ezilişi, ona normalde yapmayacağı tercihleri kullanmaya sürüklüyor. Belirsizliğin insanı tüketmesi kadar etraftakilerin belirli bir ideali beklemesi, belirliliği de tüketicidir. Ego ve karamsarlık arasında dengeyi sağlayabilmek hayati önemde, bunu dizi de defalarca gösteriyorlar.

 

Geleceği bilerek hareket edersen, geleceği etkileyen olaylar zincirinin parçası olup, yine olmak üzere olana ön ayak olmuş oluyorsun. Gelecek sabitse senin bilmen sonucu değiştirmiyor. Dizide bu argüman işlenmiş. Ancak normal hayatta yaşadıklarımız bir sürü, küçük büyük tercihlerimizin ürünü. Pekala sebeplerin değişmesi neticeyi değiştirebilir ancak olasılıklar ve etkenler söz konusu, bir sürü matematik giriyor işin içine. Dizideki kadercilik, alın yazısı anlayışı moralinizi alt üst etmiyor değil.

 

Sıradan insanları ve tarihi kokusunu da içinde barındıran, büyü alemi dizilerinden; eğlenceli, akıcı, dostluk, hoş erdemler içeren zevkli bir dizi. İçindeki samimiyeti ve karakterlerin gelişimini, değişimini kendiniz deneyimleyin isterim. Beş sezonluk hoş dizi tavsiyemdir. İyi seyirler.

Yazar: Nisa Aktaş

Etiketler: arthur, camelot, guinevere, gwen, lancelot, Merlin, mordred, morgana, pendragon Kategoriler: İnceleme
paylaş TWEET PIN IT PAYLAŞ paylaş paylaş
Kadir Mutlu

Diziger kurucusu. Celal Bayar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği bölümü mezunu. Yabancı dizileri, filmleri, yazılımı ve futbolu sever.

Benzer Yazılar
Yorum Yaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com