Loving Vincent Film İnceleme!

17 Şubat 2018 738 0 0

Ressamın hayatında ölüm en zor şey olmayabilir. Ama her zaman yıldızları görmeyi düşlerim.

Neden gökteki yıldızlar bizim için erişilemez olsunlar?

Belki bir yıldıza gidebilmek için ölümü göze alabiliriz.

Ve böylesi bir ölüm huzur içinde ölüme yürümek değil midir?

Şimdi yatacağım, çünkü geç oldu.

İyi geceler ve iyi şanslar dilerim.

İçtenliğimle..

Sevgilerle, Vincent.

Sanatçı olmak, sanat yapmak tabirleri günümüzde ne kolay değil mi? Bir zamanlar kolay değildi. O dönemlerde sadece bir eseri satılan, anlaşılamayan, kendisini ispatlamak, şu dünyada bir yeri olduğunu görmek için uğraşan Van Gogh’un hayatını, 115 ressamın çizimiyle animasyona dönüştüren bir film Loving Vincent.

Henüz 17 yaşındayken tablosunu yaptığı Armand Roulin, bu filmde Vincent’ın abisine yazdığı mektubu babasının ısrarlarıyla ulaştırmak için yola koyuluyor ve serüven başlıyor. Belki bu ısrarlar yüzünden Vincent’dan nefret bile eden Armand, yolculuğu ilerledikçe Van Gogh’un iç dünyasına buruk bir bağ kuruyor. İzleyiciye de yansıtılan bu hüzün daha ilk dakikalarda annesinin bile elini bıraktığı o sahnede başlıyor. Filmi izlerken eserlerin içine giriyor, yalnızlığını hissediyor, Vincent’ın yürek burkan hikayesinde bir sandalye de siz çekiyorsunuz. Yeri geliyor bir cinayeti çözmeye çalışıyor, yeri geliyor bir psikolojik vakayı inceliyor gibi izliyorsunuz. Film boyunca kurulan diyaloglar, şarkılar, zaten etkileyici olan eserlerin etkisini daha da kuvvetlendiriyor.

Bugün tablolarının milyon dolarlara satıldığını, eserlerinden ilham alarak ilerleyen sanatçıların olduğunu, tablolarının onu sevenlerin telefonlarında bile ekran fotoğrafı olduğunu bilmesini isterdim. Ne yazık ki bir çok sanatçı gibi yaşarken kıymeti bilinmiyor. Hatta tuhaf, hastalıklı birisi olarak algılanıyor. Ki öyleydi de…   Filmin bir kısmında şöyle bir mektubu da seslendiriliyor bu konuya cevap gibi;

Çoğu insanın gözünde kimim? Hiç kimse. Hiçlik. Sevimsiz bir insan. Şimdiye kadar kendine toplumda yer bulamamış, asla da bulamayacak biri. Kısacası aşağılığın da aşağısı. Öyleyse, bunların tümü doğruysa bile, o zaman bir gün bu hiç kimsenin, bu hiçliğin kalbinde ne taşıdığını eserlerimde göstermek istiyorum.

O hiç kimse bugün benim, bizim, sizin hayranlıkla andığı birisi. Başardın Vincent, gördük içini, hissettik fırça darbelerini. Rahat uyu…

 

 

Etiketler: Loving Vincent, Van Gogh Kategoriler: İnceleme
paylaş TWEET PIN IT PAYLAŞ paylaş paylaş
Hafize Sabah

Moda, tasarım, resim, müzik, kitap, dergi, fotoğraf, dizi ve filmlerle fazlasıyla münasebet içinde olan kimse.

Yorum Yaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com