Haftasonu İçin Cips Filmler

20 Temmuz 2018 264 0 1

What happened to Monday? 

Yakın bir gelecekte dünya nüfusu kontrol edilemez boyutlara ulaşıp, kaynaklar tükenip, kıtlık baş gösterince, bütün ailelere tek çocuk kotası konulmuştur. fazlalık çocuklar devlet tarafından öldürülmektedir. böyle bir ortamda yediz çocukları olan bir baba (Willem Dafoe), çocuklarını evinde herkesten saklayarak büyütür. haftanın yedi gününün isimleriyle adlandırdığı kızları haftanın 1 günü sırayla dışarı çıkmakta, evin dışında ortak Karen Settman (Noomi Rapace) kimliğini kullanmaktadırlar. bu şekilde artık yetişkin olan yedizler, günün birinde Pazartesi’nin eve gelmemesiyle hep birlikte dışarı çıkıp kardeşlerini aramak zorunda kalacaklardır.

Noomi Rapace sevdalıları olarak bu filmde fazlasıyla Noomi Rapace‘e maruz kaldık asla şikayetçi değiliz.

10 Cloverfield Lane 

Nişanlısından ayrılan Michelle (Mary Elizabeth Winstead) arabasına biner ve arkasına bile bakmadan yola koyulur, hem üzgün hem de sinirli olan bu kızımız nedeni belli olmayan bir şekilde arabasıyla kötü bir kaza geçirir. Gözlerini açtığında yeraltında bir mahzende olduğunu fark eder ve orta yaşlı koca göbekli bir adam(Howard) ona yardım etmektedir. Howard bu kızımızı yolun kenarında kaza yapmış arabanın içinde bulunduğunu ve şu anda dünya da yaşanan siber savaştan kurtarmak için bu hücreye koyduğunu söyler. Peki Howard doğru mu söylüyor?

Don’t Breathe

Üç genç varlıklı olduğu su götürmeyen kör ve çaresiz görünen yaşlı bir adamın evine girip soygun yapmaya niyetlenirler. Eve girdiklerinde ise yaşlı adamı karşılarında bulurlar. Silahlı oldukları için ve karşılarında gözleri görmeyen yaşlı biri olduğu için kendilerine güvenleri sonsuzdur. Çok geçmeden zönk diye kalıverirler.

Başrollerini Dylan Minnette, Stephen Lang, Jane Levy, Daniel Zovatto, Sergej Onopko ve Jon Donahue’nun üstlendiği yapımın senaryosunda ise yönetmenle birlikte Rodo Sayagues imzası bulunuyor.

Inside Out

Hiç kıvırmadan ifade etmek gerekirse başından sonuna bir kaç yerinde boğazımı düğümlemiş, çoğu yerinde gülmekten kırıldığım dünyanın en güzel animasyon filmi benim için. Disney ve Pixar‘ın ortak yapımı olan güzel animasyonumuzun konusu başkarakterimiz Riley’in zihninin içinde yaşayan, ona günlük hayatında tavsiyeler veren duyguları yeni hayatına alışırken ufak bir kaosa neden olacaktır. Neşe, Riley’nin en önemli duygusudur ve onu hep pozitif tutmaya çalışır ama diğer duygular bu yeni hayatına uyum sağlama konusunda biraz şaşkındır.

Üzüntü karakterinin seslendirmesinde Gupse Özay harika bir iş gerçekleştirmiş.

El Cuerpo

Misler gibi kelebekler gibi bir film olan El Cuerpo İspanyol sinemasının son zamanlarda en beğenilen polisiye-gerilim filmlerinden. Filmin türü diğer kaliteli örneklerine göre en büyük artısı ufak tefek flashbackler hariç neredeyse tek mekanda geçen bir yapım için akıcılığın çok iyi olması ve sıkılmadan kendini izlettirmesi.Konusu ise kısaca şöyle; Bir gün bir morgdan iş kadını Mayka’nın cesedi kaybolur. Hayatta her şeyi düzenli ve planlı olan bu kadının ölümünün arkasındaki sır perdesi henüz aralanamamışken, bir de cesedinin ortadan kaybolması olayı daha da karmaşık hale getirir. Dava ile ilgilenmesi için dedektif Jaime Pena görevlendirilir. Jaime de eşini kaybetmiştir ve bu travmanın izlerini henüz tam olarak atlatamamıştır. Bu davayı hem kişisel duygularını çözüme kavuşturmak hem de halen meslekte iyi bir polis olduğunu göstermek için değerlendirecektir. Fakat olayın o kadar çok karanlık noktası vardır ki davaya dahil olan hiç kimse aslında göründüğü kişi değildir.

Yazar: Kübra Gafuroğlu

Etiketler: 10 Cloverfield lane, Don't Breathe, el cuerpo, inside out, what happened to monday Kategoriler: Özel Dosya, Sinema
paylaş TWEET PIN IT PAYLAŞ paylaş paylaş
Kadir Mutlu

Diziger kurucusu. Celal Bayar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği bölümü mezunu. Yabancı dizileri, filmleri, yazılımı ve futbolu sever.

Yorum Yaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com