En Gerçekçi Bilim Kurgu Filmi! Yıldızlararası Spoilersiz İnceleme

11 Eylül 2018 370 0 1

Öncelikle bu incelemeyi yapmak için benden çok daha iyi olan sinefillerin çeşitli yazılarını okudum ve yıldızlararasının bilimi adı altında toplayabileceğimiz bilgiler ile ilgili bir araştırma yaptım. Yine de incelemeyi yaparken bu konularda eksik kalacağımı hissediyorum şimdiden kusuruma bakmayınız.

Prestij, Inception (Başlangıç), The Dark Knight (Kara Şövalye) Serisi, Dunkrik ve Memento gibi çok başarılı filmlerim yönetmen koltuğunda oturan Christopher Nolan’ı bu filmde hem yönetmen olarak hem de kardeşi Jonathan Nolan ile birlikte senarist olarak karşımıza çıkıyor. Başrollerde Matthew McConaughey, Anne Hathaway ve Jessica Chastain gibi güçlü isimler yer alıyor (Matt Damon’ın az da olsa bir rolü var).

Filmin konusundan bahsedecek olursak. Dünya üzerinde yaşanmaz bir hale gelmiştir ve yayılan küf bütün ekinleri öldürmektedir. İnsan ırkı artık toz fırtınalarından nefes alamaz hale gelip, küf sayesinde ekinlerin ölmeye başlamasıyla birlikte yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Fakat önlerinde uzaylılar tarafından kendilerine yardım eli uzatıldığını destekleyen bir olay gerçekleşir. Satürn gezegeninin yakınlarında açılan bir solucan deliği sayesinde uzay zaman bütünlüğünü ikiye katlayarak daha önce gidilmesi mümkün olmayan uzaklıklara seyahat edilebilecek ve belki de insan ırkı kendine yeni bir gezegen bulabilecektir. Bu düşüncenin üzerine 12 cesur bilim insanı, gerekli eğitimleri aldıktan sonra solucan deliğinden geçip yeni bir galakside keşfe çıkmaya gönderilir. Gönderdikleri sinyallerden yalnızca üç tanesi yaşanabilir bir gezegende olduğunu belirtince, iş insan ırkını kurtarmak için gönderilecek son bir keşif aracına kalır. Eski bir astronot olan Cooper de gizli çalışmalar yürüten NASA’nın üssüne bir şekilde ulaşır ve ardından olaylar gelişir.

Filmin belki de en iyi yanından bahsederek incelmeye başlamak istiyorum. Uzay konulu filmler artık yeni bir boyut kazandı. Yani kurgusal ve abartılı bir hikâyeden çok gerçeğe ve bilime dayalı bir hikâye görmek biz sinema severler tarafından tercih ediliyor işte bu yüzden filmlerin senaristleri rotayı bu yöne çevirdi. Ve Yıldızlararası filminde bunu harika bir şekilde görüyoruz. Hikâye tamamen bilime dayalı bir şekilde ilerliyor. Ağzınızı açık bırakacak son sahnelerin bile uzay-zaman hakkındaki kuramların ışığı doğrultusunda hareket ettiği için takdire şayan bir iş olduğunu söylemek hiç de zor değil. Ayrıca Neil DeGrasse 2014’ün en çok konuşulan filmlerinden biri olan Yıldızlararası (Interstellar) filminin bilimsel olarak ne kadar isabetli olduğunu yorumladığını söylemeden geçmeyelim. Bunda, filmin baş yapımcılarından Kip Thorne’un kendisinin de bir teorik fizikçi olmasının etkisinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Thorne, film için bir karadeliğin modellemesini yaparken geliştirdiği denklem seti sayesinde bilime önemli bir katkıda bulundu. Yani bir bilimkurgu filmi, beklentileri karşılayarak bilime büyük bir katkı sağladı.

Film görelilik kuramından, izafiyet teorisinden solucan ve kara deliklerden sıkça bahsediyor zaten filmin temelini bu bilimsel konular oluşturuyor. Einstein’in izafiyet teorisi ve kuantum mekaniği meraklılarına bu filmi izledikten sonra size çok şey katacağını söyleyebilirim. Hatta bahsettiğim bu bilimsel konular hakkında az çok bilgisi olan ve merak eden sinemaseverlere de bu filmi kesinlikle tavsiye ederim. Tabii hal böyle olunca ufak bir sıkıntı doğuyor. O da bu konularla aşina olmayanların filmi izlerken sıkılma ihtimali. Ve ortasına doğru filmden kopabilirler. Film süresinin yaklaşık 3 saat olmasına buna bir etken. Zira 3 saat uzun bir süre. Size önerim biraz olsa da bahsettiğim bilimsel konular hakkında kulak dolgunluğunuzun olmasıdır. Yani filmi izlemeden önce ufak bir araştırma yaparsanız filmden çok keyif alabilirsiniz.

Yıldızlararası’nın fark edilen belirgin bir hatası var. Hikayede bulunan ana karakterlerin önceki yaşamlarına veya kişisel özelliklerine değinmemiş olması. Yani karakterlerin derinine inmiyor ve bu bana göre zaten filmin yarattığı kendi dünyasına girmekte zorlanacak olan seyircinin daha da zorlanmasına yol açıyor. Ayrıca filmin başında kısa bir kesit olarak dünyanın nasıl yaşanılmaz hale geldiği anlatılabilirdi. Bu kafamızda dünyanın yok oluşu hakkında bir şeylerin oluşması için iyi olabilirdi.

Dünya’nın sonu geldiği için Nasa harekete geçmesi sonucu astronotların insan yaşamı için uygun bulguların var olduğu üç gezegene gidiş için solucan deliği çok büyük önem taşıyordu. Solucan deliğinin filmde bu şekilde bir önemi olduğu için Nolan’ın bize solucan deliğinin anlatımında en sade dil kullanmış: “Bir yere ulaşmak istiyorsun çok uzak, uzayı büküyorsun ve gideceğin yer kısalıyor. Solucan deliği 3 boyutlu uzayı 2 boyutlu uzaya göstermek için silindir şeklinde çiziliyor. 3 boyutlu çizilince ne oluyor? Bir küre”. Solucan deliği 3 boyutlu dünyanın 4 boyut içine katlanmasını esas almaktadır.

Yıldızlararası en gerçekçi bilim kurgu filmleri arasında çoğu eleştirmene ve sinefile göre ilk sırada yer alıyor. İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Etiketler: anne hathaway, christopher nolan, interstellar, jonathan nolan, Matt Damon, Matthew McConaughey Kategoriler: İnceleme
paylaş TWEET PIN IT PAYLAŞ paylaş paylaş
Can Turbay

Sıkıcı lise hayatından uzaklaşmak, yeni dünyaların kapısını aralamak için filmlere ve dizilere muhtaç olan bir genç arkadaşınız. Aslında tüm insanlığın tek ihtiyacı kendinden bir parça bulabilecek iyi filmler izlemektir.

Benzer Yazılar
Yorum Yaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com