Dogtooth İnceleme

12 Eylül 2018 253 0 0

Dogtooth, Yorgos Lanthimos’un 2009 yapımı Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış Ödülü alan filmidir. Lanthimos’un kurduğu küçük aile yapısı ister toplum düzeni ister ülke yönetimi isterseniz de insan zihni gibi kavramlara indirgenerek bağdaştırılabilirken; otorite, baskı, korku, özgürlük, gerçeklik gibi pek çok konuda da sorguya düşürmektedir.

Baba, anne ve üç çocuktan oluşan bu çekirdek aile şehirden uzakta, etrafı çevrili büyük bir evde yaşamaktadır. Evde baba ne kadar baskın ve otoriter ise anne de bir o kadar silik ve etkisiz bir karakterdir. Dış dünyadan tamamen izole bir şekilde yaşayan bu üç kardeş babalarının onlara öğrettiği kelimelerle, yanlış bilgilerle, kontrollü ve kısıtlı bir teknolojiyle hayatlarını sürdürmektedir. Evde otorite olan babanın çocuklarına öğrettiği kelimeler kullanılan anlamlarından uzak, gerçek olmayan bilgilerdir. Onlar için sarı çiçekler zombi, tuzluk telefon, havada uçan uçaklar maket, kedi ise dünyanın en tehlikeli hayvanıdır. Kendilerine söylenen her bilgiyi sorgulamadan kabul gören, ilkel dürtülerle hareket eden bu kardeşler arasında cinsellik ve saldırganlık hakimdir. Bu dürtülerini anında tatmine ve serbest kalmasına gereksinim duyarlar. Babaları tarafından çeşitli ödüller karşılığında yarıştırılarak sürekli rekabet hali içinde hayatlarına devam ederler.

Baba ev içindeki birliği sağlamak, otoritesini güçlendirmek ve korumak, olası bir isyanı önlemek için sürekli çocukları korkutmaktadır. Kendisine zarar verilmiş gibi göstererek ev dışındaki dünyanın kötülüklerle dolu olduğunu sadece babanın bu durumla başa çıkabileceği izlenimini verir. Olmayan abilerinin evden kaçması sonucu kedi tarafından öldürüldüğünü söyleyerek hayali düşmanlar yaratır. Çocukların evden ayrılmaları ise ancak köpek dişlerinin sallanıp düşmesi gibi gerçekleşmesi mümkün olmayan bir şarta bağlanmıştır.

Evde sadece oğlunun cinsel ihtiyaçlarını dikkate alan baba oluşabilecek saldırganlığının önünü almak için Christina’yı eve getirmeye başlar. Dış dünyadan gelen tek yabancı olan Christina eve gelip gittikçe getirdiği hediyelerle büyük abla Bruce’da ilgi ve merak uyandırmaya başlamıştır. Büyük abladaki değişimi fark eden baba Christina’yı yasaklar, büyük ablayı ise cezalandırır. Eve artık dışardan bir yabancının gelmesini istemeyen baba Christina’nın görevini büyük abla Bruce’a devretmiştir. Aile tarafından ensest ilişki yaşamaya zorlanan kardeşler için bu durum trajik bir hal almamıştır çünkü bunun yasak veya yanlış olduğuna dair hiçbir fikre sahip değillerdir.

Bruce içinde uyanan merak ve isyan duygusunu daha fazla bastıramaz ve köpek dişini kendisi kırar. Ağzı kanlar içinde koşarak evden ayrılan Bruce için özgürlük kendisine karşı kurulan otorite içinde ne yazık ki kaybolmuştur. Biz ne kadar kavuşulan bir özgürlük izleyemezsek de belki Bruce çoktan gerçek özgürlüğe kavuşmuştur.

 

Bruce’un kendisini müzik ve dansa bırakarak ifade etmeye çalışması, içindekileri dışa vurumu benim için filmin en etkileyici sahnelerinden biri oldu.

Yazar: Ceren Kurt

Etiketler: Dogtooth, Yorgos Lanthimos Kategoriler: İnceleme
paylaş TWEET PIN IT PAYLAŞ paylaş paylaş
Kadir Mutlu

Diziger kurucusu. Celal Bayar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği bölümü mezunu. Yabancı dizileri, filmleri, yazılımı ve futbolu sever.

Benzer Yazılar
Yorum Yaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com