Distopik Bir Başyapıt: The Handmaid's Tale

Distopik Bir Başyapıt: The Handmaid’s Tale

15 Ekim 2018 439 0 18

(Bu yazı kişisel görüş ve büyük ölçüde spoiler içerir.)

Margaret Atwood‘un 1985 ‘te yazdığı Damızlık Kızın Öyküsü romanından uyarlanan bu dizi; kitap uyarlamalarına önyargıyla yaklaşan beni ilk bölümde kendine çekmeyi başardı. Bunda gerçekçi oyunculuklar ve dizideki muhteşem sinematografinin etkisi büyük. 2017 yılında yayınlanmasına rağmen birçok ödül aldığını da belirtmek gerek.

Dizinin konusuna gelecek olursak;  ülkedeki doğurganlık oranının düşmesi sebebiyle ABD’deki  rejim yerini Gilead adlı  bir düzene bırakır. Bu düzende Yüksek rütbeli komutanlara ve onların kısır eşlerine damızlık kadınlar atanır. Böylece ülkede doğurganlığı arttırmaya çalışırlar. Gilead’ da komutanlar, eşler ve damızlıklar haricinde damızlıkları yetiştiren teyzeler, eşlere yardım eden hizmetçiler ve komutanların yardımcıları bulunmaktadır. Dizide damızlıkların yaşam mücadelesini ve Gilead’daki diğer yaşamları izliyoruz. Üçüncü  sezon onayı alan dizinin yeni sezonunun ne zaman yayınlanacağı henüz belli değil.

KARAKTERLER

JUNE(OFFRED):  Komutan Waterford’a atanan damızlık kadın  olan June’u  büyük bir başarıyla Elisabeth Moss canlandırıyor. Hikaye çoğunlukla June’un gözünden anlatılmaktadır. Gilead’dan önce bir yayınevinde çalışırken rejim yüzünden işten atılır. Eşi ve çocuğuyle kaçmaya çalışırken yakalanır. İlk sezonda tek amacı kızını bulmak iken ikinci sezonda buna ek olarak bebeğini Gilead rejiminden korumayı da ekler. İlk sezonda direnişini pasif bulup biraz kızsam da; ikinci sezonda beni direnişiyle mest ettiğini belirtmem gerek. İkinci sezonda Serena ile başlayan nefret- dostluk ilişkisinin üçüncü sezonda nasıl devam edeceğini merakla bekliyorum. Unutmadan şunu da söylemek gerekir ki; nolite te bastardes carborundorum!

FRED WATERFORD:  Gilead’ın önemli komutanlarından ve  düzenin devamlılığını sağlayanlardan biri. Ne tezattır ki bu kurallardan da en çok kaçan kişi yine kendisi. June’a ilk başlarda iyi davransa da ileriki bölümlerde onun sadece egosunu tatmin etmeye  çalıştığını anlıyoruz. Gilead’dan önce eşinin arka planında durup , konuşmaları bile Serena’nın yaptığını görüyoruz. Gilead’dan sonra ise gücü eline alan Fred buna izin vermiyor ve Serena’yı sert bir şekilde uyarıyor. Karakteri Joseph Fiennes canlandırıyor.

SERENA WATERFORD: Fred’in eşi ve Gilead kurulurken yardım edenlerden biri. Gilead’dan önce kadın hakları savunucusu ve yazar olmasına rağmen çocuk sahibi olmak için bunları elinin tersiyle itiyor. Hatta o kadar gözü kara ki kendi kitapları dahil her kitabı yaktırıyor. İkinci sezonda Fred ve Gilead tarafından cezalandırılmaya başlayınca bu fikirlerinden yavaş yavaş vazgeçtiğini görüyoruz. Sonunda kavuştuğu bebeğini bu çukurdan kurtarmaya çalışarak Kanada’ya gitmesine izin veriyor. Üçüncü sezonda diremiş göstericeğini düşündüğüm karakterlerden biri. Karakteri Chuck dizisinden tanıdığımız Yvonne Strahovski canlandırıyor.

 

AUNT LYDIA:  Karakteri büyük başarıyla Ann Dowd canlandırıyor. Red Center adlı yerde damızlık kadınlara yeri geldiğinde eğitim yeri geldiğinde ceza veriyor. Geçmişini henüz görmediğimiz için Gilead’dan önce ne yaptığını bilmiyoruz. İkinci sezonda iyilik yaptığı anlar olsa dahi gene nefretimizi kazanmayı başarıyor. Sezon finalinde Emily onu merdivenden ittirdiğinde üzülmediğimi itiraf etmeliyim.

MOİRA:  June’un en yakın arkadaşı. Lezbiyen bir karakter. Şu an ki mevcut sistemde bile lgbti’ler kendilerini zor kabul ettirirken  Gilead’da elbetteki bu daha da zorlaşıyor . Doğurgan olduğu için damızlık olarak eğitilmeye başlanan Moira buradan June’un yardımıyla kaçıyor. Kaçtıktan sonra Jezebel adlı komutanların eğlenmek için gittiği mekanda çalışmaya başlıyor. Buradan da kendi imkanlarıyla kaçmayı başaran Moira Kanada’ya gidiyor. Dizide kadınların isyanını temsil eden önemli karakterlerden biri olduğunu düşünüyorum. İkinci sezonda direnişini Kanada’dan devam ettiriyor. Karakteri Orange Is The New Black dizisinden tanıdığımız Samira Wiley canlandırıyor.

EMILY(OFFGLEN/OFFSTEVEN): Dizideki favori karakterlerimden biri olan Emily’i Alexis Bledel canlandırıyor. Gilead’dan önce bir üniversitede akademisyen olan Emily eşi ve oğluyla yaşıyor. Cinsel yönelimi yüzünden ailesinden koparılıyor ve doğal olarak Gilead’ın baş düşmanlarından biri.  Damızlık kadın olarak atandıktan sonra Mayday adlı örgüte katılarak  gizili bir direniş sergiliyor. Emily asla direnişten vazgeçmeyen bir karakter. Zorla ameliyat ettirildiğinde, defalarca tecavüze uğradığında, kolonilerde ölüme terkedildiğinde bile direnmekten vazgeçmiyor. Kolonilerden kurtulup döndüğünde, gideceği komutanın son şansı olduğunu biliyor. Son bölümde Lydia teyzeyi artık dayanamayıp bıçaklıyor ve merdivenden aşağı atıyor.  Onu finalde elinde June’un bebeği ile Kanada’ya giderken bırakıyoruz. Üçüncü sezonda direnişini Kanada’dan devam ettireceğini düşünüyorum.

JANINE: Bana göre dizideki en iyimser karakter. İlk bölümde cezalandırılarak bir gözünü kaybetmesine rağmen umudunu kaybetmiyor. İlk hamile kalan damızlık kadınlardan biri olduğu için Gilead’da  baya arzulanan bir damızlık. Karakteri Madeline Brewer canlandırıyor. İkinci sezonda hasta olan bebeğini görmesi için hastaneye götürüyorlar. Janine’i pencere kenarında,dışarıda kar yağarken, kucağında mucizevi bir şekilde iyileşmiş bebeğiyle birlikte şarkı söylerken görüyoruz. Dizinin en kült sahnelerinde biri olduğunu düşündüğüm bu sahnede Gilead gibi bir cehennemde bile umudun devam ettiğini görüyoruz.

NICK:  Komutanın yardımcısı ve en çok güvendiği adam olan Nick aslında komutanı gözleyip Fred’in komutanlarına bildiren kişidir. İlk başta bir anlaşma sonucu June ile yakınlaşsa da daha sonra duygusal olarak birbirlerine bağlanıyor. Hatta bir çocukları oluyor. Gariptir komutan dahil; evdeki herkesin bunu bilmesine rağmen çocuğun komutanın olduğu söyleniyor. İkinci sezonda June’a yardım etmeye ve bebeğini korumaya çalışıyor. Son bölümde onu komutana silah çekerken gördük. Üçüncü sezonda başına ne geleceğini merak ettiğim karakterlerin başında geliyor. Karakteri Max Minghella canlandırmaktadır.

LUKE: June’ un eşidir. Eşi ve çocuğuyla kaçmaya çalışırken yakalanır. Öldüğünü sanırken yaralandığını ve Kanada’ya kaçtığını gördük. İkinci sezonda  depresif bir hale büründüğünü gördük. Moira Gilead için direnmeye devam ederken o sadece somurttu ve şikayet etti. Üçüncü sezonda artık harekete geçeceğini umuyorum. Karakteri O. T. Fagbenle canlandırmaktadır.

Etiketler: Alexis Bledel, Ann Dowd, Chuck, Damızlık Kızın Öyküsü, Elisabeth Moss, Hulu, Joseph Fiennes, Madeline Brewer, Margaret Atwood, Max Minghella, O. T. Fagbenle, Orange is The New Black, Samira Wiley, Sezon Onayı, The Handmaid’s Tale, Yvonne Strahovski Kategoriler: İnceleme
paylaş TWEET PIN IT PAYLAŞ paylaş paylaş
Öyküm Karahan

Kocaeli Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi.

Benzer Yazılar
Yorum Yaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com